Educaturk Sonbahar 2010

Yüksek Öğretim

YÜKSEKÖĞRETİM BÜTÇESİ 3,29’A DÜŞTÜ
İstanbul Politikalar Merkezi'nin (İPM) yükseköğretimi masaya yatırdığı “Neden Yeni Bir Yükseköğretim Vizyonu?” başlıklı rapora göre Türkiye’de son 20 yılda yükseköğretimin payı toplam bütçe içinde yüzde 3,89’dan yüzde 3,29’a düştü. Ayrıca 1990 yılında yükseköğretimin aldığı pay 28 üniversite tarafından paylaşılırken 2008’de bu rakam 94 üniversiteye çıktı.

DİN EĞİTİMİNE YENİ FORMÜL
Raporda din eğitimi konusu da ele alınıyor. İmam Hatip okullarının sayıları ve öğrenci kontenjanları din adamı ihtiyacıyla sınırlandırılmasının gerektiği söylenen raporda, bu liselerin diğer meslek liselerinden ayrı bir kategori değerlendirilmesi öneriliyor. Raporda, imam olamayacakları gerçeğinden hareketle İmam Hatip okullarına kız öğrenci alımına son verilmesi ve mevcut kuran kurslarının yaygınlaştırılması çabalarından vazgeçilmesi gerektiği de belirtiliyor.

        

YÖK’E YENİ ELBİSE
YÖK’ün merkeziyetçi, tek tip üniversite modeli yetiştiren, kurumsal ve akademik özerkliğe imkan tanımayan yapısını eleştiren akademisyenler, yeni bir yükseköğretim modeli hazırladı. 28 yıldır uygulanan 2547 Sayalı Yasaya atıfta bulunularak “YÖK elbisesi artık yükseköğretime dar geliyor” denilerek hazırlanan 88 sayfalık raporda, üniversitelere akademik özerkliğin yanı sıra kumsal özerklikte sağlanıyor. Üniversitelerin öğrencilerini kendi kriterlerine göre seçmelerinin önerildiği rapor, üniversiteye girişte olgunluk sınavı yapılmasını, meslek yüksekokullarının üniversite bünyesinden çıkarılmasını da kapsıyor.

Uzun yıllardır tartışılan Türk yükseköğretim sistemi akademisyenler tarafından masaya yatırıldı. 28 yıldır yürürlükte bulunan 2547 Sayılı Yasa ve YÖK sisteminin ele alındığı 88 sayfalık rapor, önemli tespit ve çarpıcı önerileri ile dikkat çekiyor.
Raporu hazırlayanlar ise Türkiye’nin ve dünyanın en saygın bilim adamları. İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) Direktörü ve Boğaziçi Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, Erciyes Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Şahin, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve Işık Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Öktem Vardar tarafından kaleme alınan “Neden Yeni Bir Yüksek Öğretim Vizyonu?” başlıklı rapor, kısa bir süre önce kamuoyuna duyuruldu.  Rapora destek verip hazırlanmasında aktif rol alan bir diğer kurum ise Avrupa Birliği Ankara Temsilciliği.
Dört ana bölümden oluşan raporun ilk bölümünde, 21.Yüzyılın başlarında yükseköğrenimde gözlenen küresel eğilimler özetleniyor. İkinci bölümde ülkemizde reformu zorunlu kılan faktörler ele alınırken, üçüncü bölümde, Türkiye’de yükseköğretim reformunu güçleştiren parametreler tartışılıyor. Son bölümde, yeni hazırlanacak bir yasa teklifinde bulunması gereken “olmazsa olmazların” ana hatları çiziliyor ve aşamalı, zamana yayılan bir reform stratejisi öneriliyor.

Rektörlerin 2547 isyanı
İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Boğaziçi Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder böyle bir rapor hazırlama gerekçelerini şöyle özetliyor: “Türkiye’de yüksek öğretim hayatı 28 yıldır 2547 Sayılı Yasa ve YÖK tarafından şekillendiriliyor; ancak YÖK elbisesi artık dar geliyor.”
Ergüder, “1982 yılında oluşturulan sistemle tüm üniversitelere model olarak tep tip elbise biçildiğini ve YÖK adı altında merkeziyetçi, kurumsal ve akademik özerkliğe imkan tanımayan, çeşitliliği engelleyen bir yapı oluşturulduğunu” ifade ediyor.
Ergüder’in 2547 Sayılı Yasaya yönelik bir diğer eleştirisi ise araştırmaya ve bilime çok az vurgu yapması. Rektör atamalarının Cumhurbaşkanı tarafından yapılması da eleştirilen ve değiştirilmesi gereken bir düzenleme olarak ortaya konuluyor.  

YÖK yerine yeni model
“YÖK elbisesi artık yükseköğretime dar geliyor” diyen İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Boğaziçi Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, yapılması gerekenler ise şöyle sıralıyor: “Türkiye’nin yeni bir yüksek öğretim vizyonuna ihtiyacı var. Türkiye’de yüksek öğretim kurumlarına rehberlik eden, sistemin sorunsuz işlemesini sağlayan, yüksek öğretimdeki çeşitliliği yöneten bir üst kurul oluşturulmalıdır. Üniversitelerarası Kurul yerine Avrupa’daki rektörler konferansına benzer bir yapılanma oluşturulmalıdır. Kalite güvencesi için bağımsız şeffaf tam yetkili ve uluslararası kurullar tarafından da tanınmış ve akredite edilmiş ulusal bir otorite kurulmalıdır. Üniversitelerin standart görevleri, eğitim, araştırma ve topluma hizmeti içerir. Bu görevlerin hangilerinin öncelikli olacağı kurumların kendilerince belirlenmeli, stratejik planları çerçevesinde Yükseköğretim Üst Kurulu onayı ile kesinleştirilip ilan edilmelidir. Değişik modellerde devlet üniversiteleri kurulmalı, kar amaçlı özel üniversitelerin kuruluşlarına izin verilmelidir.”
Sık sık rektörlerin Cumhurbaşkanlığı tarafından atamasının doğurduğu dezavantajlara değinen Ergüder, “rektörlükte seçim yerine atama yöntemine geçilmesini, iş hayatı gibi paydaşların üniversite yönetiminde temsil edilmesini, ödeme gücü olmayanlar için güçlü ve etkin burs ve mali destek sistemi kurulmasını” da öneriyor.

Üniversiteler öğrencilerini kendileri seçsin
Prof. Dr. Ergüder tarafından kamuoyuyla paylaşılan 88 sayfalık “Neden Yeni Bir Yüksek Öğretim Vizyonu?” başlıklı raporun en ilgi çeken kısmını ise hiç kuşkusuz üniversite giriş sistemine getirilen yeni model oluşturuyor. ÖSS sistemi hem öğrencilerin, hem de eğitimin kalitesi açısından sakıncalar doğurduğunu söyleyen Ergüder, raporda yer alan önerilerini şöyle özetliyor: “Şimdiki ÖSS’nin devamı olarak düşünülebilecek bir merkezi sınav yine olmakla birlikte, bunun üniversiteye girişteki ağırlığı azaltılmalı. Ayrıca bu sınavın yanına olgunluk sınavı sistemi benzeri bir sınav yürürlüğe konabilir. Merkezi olgunluk sınavı 11 ve 12’inci sınıflarda her yıl değişik alanlarda ya da her yıl her alanda yapılabilir. Daha önce Türkiye’de bunun örnekleri vardı; ancak uzunca bir süre uygulanan bu sistem ‘her şeyi testle değerlendirme modası’ ile birlikte terk edildi.”
Ergüder, ayrıca her üniversitenin öğrenciyi neye göre alacağına kendisinin karar vermesi gerektiğinin de raporda yer aldığını kaydediyor.
Raporda üniversiteye girişte ortaöğretim başarısının esas tutulması, meslek yüksekokullarının üniversite bünyesinden çıkartılması, imam hatip liselerine kız öğrenci alınmaması ve YÖK’te endüstri ve piyasa temsilcilerinin de bulunması öneriliyor



Türkiye’nin 92 dahi çocuğu Kültürlü Kadınlar
2023 Eğitim Vizyonu Metgem
Bizimde Şöhretlerimiz Var Oyuncak
AB Gençlik Programları ÖSS
Çevre Sağlık
Darwin Sınavlar
Down Sendromu TÖDER
Eğitim ve Çocuk Türkiye'de Öğretmenlik
Gençlik ve Markalar Onlar Nerede Okudu?
Öğrenme Güçlüğü ve Hiperaktivite Yaratıcı Çocuklar
İnternet Yüksek Öğretim
İnternet Bağımlılığı Zeka Nedir?
Sosyal ol, bursu kap
Yurtdışında okumak, hem de burslu okumak ister misiniz? Bu sorunun yanıtı ‘evet’ ise, lisans, yüksek lisans ya da doktora eğitimi için yabancı üniversite arayışına girmeye başlasanız iyi olur. Çünkü yurtdışındaki üniversiteler sundukları burs ve çalışma olanakları ile bu hayalinizi gerçekleştirmenizi sağlıyor.  Devamı >>
MBA
Uluslararası kadrosu ve öğrencisi olan bir programda eğitim görmeniz ne kadar önemlidir? Öğrenciler kaç yaşlarında olacaklardır? Tam zamanlı bir programda öğrenciler genelde 26-27 yaş civarında  Devamı >>

 

Cape Town'da Tatil ve Dil Eğitimi
Afrika’da eğitime ne dersiniz? Böyle söyleyince hiç cazip gelmiyor değil mi? Oysa, mesele dil öğrenmekse, anavatanında öğrenmek en iyisi. Ya da, o dilin aksansız konuşulduğu bir ülkede... Söz konusu olan İngilizce ise; İngiliz İngilizcesinin aksansız konuşulduğu yerlerin başında geliyor Güney Afrika. Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki bu ülke, bir yanıyla Afrika ülkesi, bir yanıyla değil. Ne demişler; “Capetown’ı gören Afrika’yı gördüm demesin”. Mimarisi, gökdelenleri, kültürü, demokrasisi, ekonomisi ile bilinen Afrika imajından çok farklı bir yerde duruyor Güney Afrika. Özellikle ırkçı rejimin yıkılmasının ardından Afrika’nın en ileri demokrasisi haline gelmiş ve kıtanın ekonomi devine dönüşmüş. Ticaret ve altın şehri Johannesburg, Afrika’nın en büyük limanı Durban ve başkent Pretoria ile bir Avrupa ülkesi görünümünde. 400 yıl önce Masa Dağı (Table Mountain) çevresinde kurulan Cape Town da Avrupai şehirlerin başında geliyor.Cape Town, önemli eğitim olanaklarını barındırmasının yanında, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri. Cape Town sokaklarında her renkten, her inançtan Devamı >>  

 

 

Facebook'a üye misin?

Tüm Anketler