Geleceğin dahileri bugün aramızda dolaşıyor, sokaklarda top oynuyor ya da bilgisayar başında zaman öldürüyorlar mıdır dersiniz? Antik Yunan’da da bazı çocukların özel yeteneklere sahip oldukları saptanmış ve Platon bu çocuklara “Altın Çocuklar” demişti. Ortalama olarak her 100 kişiden en az ikisinin üstün yeteneklere sahip olduğu biliniyor. Yani, 70 milyon nüfuslu Türkiye’de, tam bir buçuk milyon üstün yetenekli insan olması gerekiyor. Çoğu, zamanında yetenekleri keşfedilemediği, gerekli eğitim ve olanaklar verilmediği için ne yazık ki körelmiş, sıradanlaşmış durumda. Yine de istatistiksel olarak sayıları yüzbinlerce olan üstün yetenekli çocuk için geç kalınmış sayılmaz. Ama bu kez de önce bu çocukları keşfetmek, sonrada gerekli eğitim olanakları sağlamak gerekiyor.
Anne baba olmak zordur; sorumluluk ister. Öyle laf olsun diye değil, gerçek ve büyük bir sorumluluk. Bir insana şekil verme, onu doğru yönlendirme ve bir ömrün gidişatını belirleme sorumluluğu. Az şey mi?
Anne baba olmanın en büyük sorumluluklarından biri, çocuklarındaki potansiyeli keşfetmek, onun yeteneklerini açığa çıkarmak değil midir? Tüm bunları niye mi anlatıyoruz; üstün zekâlı ve yetenekli çocukların eğitimi gibi önemli bir soruna dikkat çekmek için elbette. “Üstün zekalı ve yetenekli” olarak nitelendirilen çocuklar, fen, sosyal, matematik gibi akademik bir alandaki yetenekleri veya sanatçılık, yaratıcılık, önderlik vasıfları ile yaşıtlarından ileri düzeyde olan çocuklardır.
Üstün yetenekli çocukların özellikleri
Üstün zekalı ve yetenekli çocuklar normal çocuklara göre daha erken yürür, daha erken konuşur, el ve parmaklarını daha rahat kullanabilirler. Hafızaları çok kuvvetlidir, çoğu kendi kendine okuma yazma öğrenir. Üstün zekalı çocukların en büyük ve en ayırt edici özelliği ise çok fazla soru sormaları, çok iyi gözlem yapmalarıdır. Bütün ayrıntıları dikkatle inceler, sürekli “Neden” diye sorarlar.
Üstün zekalı ve yetenekli çocuklar, çoğunlukla fiziksel olarak daha sağlıklı olurlar. Doğumda normal çocuklardan daha ağır olan bu çocuklarda, duyu organı bozuklukları, bedensel sakatlık, diş deformasyonu gibi sorunlarla daha az karşılaşırlar. Hastalıklara karşı da daha dayanıklı olurlar.
Yaşıtlarına göre çabuk ve kolay öğrenen üstün yetenekli çocukların, kelime hazineleri oldukça geniştir, bildikleri kelimeleri kolaylıkla doğru biçimde kullanırlar, zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar, genelleme yapmada, ilişkileri görmede, soyutlama yapmada başarılılar.
Özel eğitim seçenekleri sınırlı
Anne ve babaların sorumluluğu çocuklarının üstün zekalı ve yetenekli olduğunu öğrendikten sonra da bitmiyor elbette. En büyük sorun, çocuğa uygun bir okul bulabilmek. Çok sınırlı sayıda okul, üstün zekalılara yönelik eğitim veriyor.
Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi, Türkiye’de üstün ve özel yetenekli öğrencilere yönelik bir okul modeli olarak öne çıkıyor. TEVİTÖL, üstün yetenekli çocuklara ihtiyaç duydukları özel eğitimi veren bir okulun ya da eğitim biriminin olmayışı nedeniyle bu ihtiyacı belli ölçülerde karşılamak üzere kuruldu. Zorunlu eğitim 8 yıl olduğu için TEVİTÖL, sadece lise eğitimi verebiliyor. Okulda şu anda yaklaşık 130 öğrenci, 10-15 kişilik sınıflarda öğrenim görüyor.
Beyazıt’ta bir proje uygulama okulu
Beyazıt İlköğretim Okulu ise, ilköğretim çağındaki üstün zekalı ve yetenekli çocuklara hizmet veriyor. Okul, 30 Haziran 2002’de Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi arasında imzalanan protokol gereğince için üstün zekalı çocukların eğitimi için bir proje uygulama okulu olarak düzenlendi. Okul, Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde zeka testi sonucunda üstün zekalı oldukları belirlenen öğrencileri kabul ediyor. Okulda ayrıca, İstanbul’un çeşitli ilçelerinden rastgele seçilen birinci sınıf çocukları da eğitim görüyor.
BİLSEM’ler yeni bir olanak
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü de, üstün zekalı ve özel yetenekli çocuklar için özel merkezler açarak, doğru bir eğitim vermeye çalışıyor. Bu amaçla açılan Bilim ve Sanat Merkezleri, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarına devam eden üstün veya özel yetenekli öğrencilerin örgün eğitim kurumlarındaki eğitimlerini aksatmayacak şekilde bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlamayı amaçlıyor. Sayıları giderek artan BİLSEM’ler, çok sayıda üstün yetenekli çocuk için umut olmuş durumda.
TÜYÇEV çocukları destekliyor
Türkiye Üstün Yetenekli Çocukları Eğitim Vakfı (TÜYÇEV), 1993 yılında üstün zekalı çocukların ailelerinin biraraya gelmesiyle kuruldu. Vakıf, Türkiye’deki üstün yetenekli çocukların doğumlarından, yüksek öğrenimlerini tamamlamalarına kadar geçen süre içinde aile ve okullarındaki eğitim ve gelişme ortamına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Vakıf, çocukların eğitimlerini zenginleştirmeyi, okulları ile sosyal ve kültürel çalışma ortamlarını oluşturmayı ve bu etkinliklere katılmalarını sağlamayı hedefliyor.
TÜYÇEV Başkanı Funda Ardıç, vakfın amacının güzel sanatlardan edebiyata her alanda bu çocukların desteklenmesini sağlamak olduğunu söylüyor. Bu amaçla burslar verdiklerini anlatan Ardıç, Bahçeşehir Üniversitesi’nin sağladığı olanaklarla ailelere seminerler düzenlediklerini de belirtiyor. Funda Ardıç, üstün yetenekli çocukların katılmaktan keyif almaktan zevk alacağı faaliyetler düzenlediklerini dile getiriyor.Üstün yetenekli çocukların değerlendirilmesi gerektiğini, böylece çok iyi politikacılar, çok iyi akademisyen yetişeceğini ifade eden Ardıç, önce ailenin, ardından devletin bu çocukları eğitmesi gerektiğini vurguluyor.