Educaturk Sonbahar 2010

Öğrenme Güçlüğü ve Hiperaktivite


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite nedir?
 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile özel öğrenme güçlüğü… Bu tanımlamalarla şu ya da bu şekilde hayatınızın bir döneminde karşılaşmışızdır. Peki gerçekte ‘Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nedir?’; ‘Tedavisi var mıdır?’, ‘Neden ilaç tedavisine ihtiyaç duyuluyor?’… Ekol Psikolojik – Pedagojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi Pedagogu Ebru Erdoğan, bu hastalıkların belirtilerini, tedavi yollarını anlattı.

        

 

“Dikkat eksikliği çeken çocuklarda filtreleme sistemi yoktur. Bundan ötürü bir çalışmaya başlarken, geçen arının vızıltısı, arkadaşının tokası, sokaktaki arabanın kornası, öğretmenin ayakkabısının gıcırtısı hatta ve hatta florasanın sesinden dahi etkilenip yaptıkları aktivitenin kalitesinin düştüğünü ve ne yapacaklarını bir anda unuttuklarını gözlemleriz. İşte bütün bunlardan ötürü bu çocukların ders başarısının düştüğünü görürüz.”

“Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip olan çocukların, pedagogların, psikologların yaptığı özel eğitim çalışmalarının yanı sıra mutlaka ve mutlaka ilaç tedavisi alınması gerekiyor. Çünkü bu çocuklar, beyinlerinde olması gereken salgı, salgılanmadığı için dikkatlerini veremiyorlar.”

“Özel öğrenme güçlüğü çeken çocuklar asla zeka problemine sahip olmuyorlar. Hatta normal ve normalin üstü zekaya sahip çocuklarda çıkıyor bu rahatsızlık. Özel öğrenme güçlüğünün tek tedavisi eğitimdir. Bunu gidermeye yönelik bir ilaç yoktur.”

- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nedir?
Bir objeye veya bir olguya dikkatimizi verirken diğer uyaranları filtre ederiz ve etkinliğimizi başarı ile sonuçlandırırız. Ancak dikkat eksikliği çeken çocuklarda bu filtreleme sistemi yoktur. Bundan ötürü bir çalışmaya başlarken, geçen bir arının vızıltısı, arkadaşının tokası, sokaktaki arabanın kornası, öğretmenin ayakkabısının gıcırtısı hatta ve hatta florasanın sesinden dahi etkilenip yaptıkları aktivitenin kalitesinin düştüğünü ve ne yapacaklarını bir anda unuttuklarını gözlemleriz. İşte bütün bunlardan ötürü bu çocukların ders başarısının düştüğünü görürüz.

Ayrıca, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu dediğimiz bu yelpazede üç önemli unsur söz konusudur. Bunlar sırasıyla dürtüsellik, dikkat ve hareketliliktir. Öncelikle olayın dürtüsellik boyutuna bakalım. Şimdi, bizler bir eylemi, bir hareketi yapmadan önce filtreleme sistemindeki gibi durup düşünürüz. Sonucunun ne olacağını kestiririz. Bunlar kısa bir saniye içinde gerçekleştirdiğimiz eylemlerdir. Ancak bu bozukluğa sahip olan çocuklarda, dürtüsellik boyutunda bu mekanizma maalesef işlemiyor. Oradaki ‘dur ve düşün’ mekanizması hiç yok. Bundan ötürü bu çocuklar kızdıkları, öfkelendikleri zaman direkt vurabiliyorlar karşısındakine. Ve her seferinde özür de dileseler bir sonraki sefere maalesef yineliyorlar. Yani oradaki gerçek bir özürdür aslında. Dikkat boyutunda da dikkatin düştüğünü görmekteyiz. Dikkatini yeteri kadar veremiyor, odaklanamıyor, sürdüremiyor ve aktivitesini devam ettiremiyor.

Dikkat eksikliğini ve hiperaktivite bozukluğunun bu üç adımdan oluştuğunu biliyoruz. Bazen çocuklarda bu unsurların üçünün de maksimum olduğunu görürüz. O zaman eğitim anlamında iş biraz daha zordur açıkçası.
Burada eğitimsel anlamda pedagogların, psikologların yaptığı özel eğitim çalışmalarının yanı sıra mutlaka ve mutlaka ilaç tedavisi alınması gerekiyor. Çünkü bu çocukların beyninde salgılanması gereken salgı salgılanmadığı için dikkatlerini veremiyorlar. Dürtüselliklerini engelleyemiyorlar. Bu noktada medikal bir müdahale ile biz bu salgıyı salgılattıracağız ki eğitim çalışmaları ile birlikte çocuklar nerede nasıl davranacaklarını, nasıl dikkat edeceklerini öğrenebilsinler.

- Bu problemlerle aileler ilk olarak ne zaman karşılaşıyorlar?
İlköğretim birinci kademede. Aslında ilköğretim dönemiyle birlikte çocukların yüzde 50’sinde bir takım sorunlarla karşı karşıya kalınıyor. Bunun 20-25’ini dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, yüzde 15’ini ise özel öğrenme güçlüğü dediğimiz sorun oluşturuyor. Geri kalan yüzde onluk kısmı ise diğer problemler oluşturuyor.

- Neden ilköğretim?
Aslında bu aileleri de şaşırtan bir durum. Yani o güne kadar her hangi bir sorunları olmayan çocuklarında birden bire böyle şeyler ortaya çıkınca şaşırıyorlar. Onlar da ‘Neden?’ diye soruyorlar. Şimdi, ilköğretim çok önemli bir çağ. Çünkü çocuk artık sosyal bir olgunluğa erişmiştir. O olgunluğa eriştikten sonra ise kurallı yaşamın gerekleri çerçevesinde hareket etmesini bekleriz. Nedir bunlar? 40 dakikalık bir dersin başını, ortasını ve sonunu takip etme, verilen bir aktiviteyi tamamlama, parmak kaldırarak söz isteme gibi bir takım kurallar zincirinde olmasını bekleriz. Aslında okul öncesi dönemde yani ilköğretime hazırlık sınıfında pedagoglar, psikologlar tarafından yapılacak iyi bir gözlem ile bunun anlaşılması mümkün; ancak kurum bunu gözlemlememiş aileyi uyarmamışsa ya da aile bunu ciddiye almamışsa birinci sınıf ile birlikte sorunlar patlak vermeye başlıyor.

- Erken teşhis ve tedavi başlamazsa ilerleyen yaşlarda neler yaşanabilir?
Eğer bu çocuklar tedavi olmazlarsa suça eğilimli ve toplum dışında hareket eden çocuklar oluyorlar. Özellikle düşük başarıdan dolayı kendi benlik saygılarında düşüklük oluyor. Bu da onları kötüye itiyor. Zararlı madde kullanımına kadar gidiyor.

- Peki, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtileri nelerdir?
Bu çocuklar genellikle sabırsızdırlar. Evde bir oyuncaktan diğerine çok kısa sürede geçerler. Tatmin olamazlar bir türlü. İki kişi arasında yaşanan konuşmada, konuşmanın bitmesini beklemez hemen söze girerler. Çok sakarlardırlar. Sık sık kendilerini yaralarlar, bir yerlere çarparlar. Verilen aktiviteyi, özellikle anaokulunda verilen bir kağıtsal aktiviteyi tamamlarken bile zorluklar çekiyorsa, televizyon ve bilgisayar karşısında çok uzun süreler kalıp; ama durağan işlerde aynı başarıyı elde edemiyorlarsa o zaman çocuğun bir uzmana götürülüp izlemesinde fayda var diyebiliriz.

- Uzman desteği ile birlikte nasıl bir eğitim süreci başlıyor?
Tanıyı biz pedagoglar koymuyoruz. Psikiyatristler ve doktorlar tarafından tanısı konmuş çocuklarla çalışıyoruz biz. Bu raporlar çerçevesinde biz bir program hazırlıyoruz. Raporlar eşliğinde hazırladığımız kişiye özel programlar çerçevesinde bazı çocuklar haftada bir, bazıları ise haftada üç kere bazıları ise daha fazla geliyor. Birlikte eğitsel çalışmalar yapıyoruz. Biz dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda birebir çalıştıktan sonra aileleri de eğitiyoruz. Ailelere evde yapacakları ödev listeleri veriyoruz. Bunlar bilmeceler, bulmacalar ve çocukların yapmaktan zevk aldığı şeyler oluyor; ama bütün bunlarla birlikte de çocukların dikkatinde bir gelişme olduğunu görmekteyiz.

Bizler çalışırken dediğim gibi psikiyatrist, aile, okul işbirliği ile çalışmak zorundayız. Bu çok önemli bir şey. Eğer ki yaptığımız işlerin bir anlamı varsa, okula yansıyacak. Okuldaki öğretmen ve rehberlikle sürekli iletişim halinde ilerlemek zorundayız.

Bir de dikkat öyle bir şey ki hem işitsel boyutu var, hem görsel boyutu var. İşitsel dikkati mi bozuktur, yoksa görsel dikkati mi bozuktur? Bunlar ancak bir uzman eşliğinde yapılan testler sonucunda anlaşılabiliyor. Ondan sonra hangi alanı daha düşük ise belki o alanı geliştirici çalışmalar uzman tarafından o bireye yönelik verilecektir.
Ayrıca bu durumda olan çocuklar için ailelerin ilk etapta televizyon ve bilgisayarla bağlantılarını kesmeleri ya da minimuma indirmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra aileler evde dikkat geliştirici oyunlar oynayabilirler. Legolar, puzzle gibi dikkat geliştirici aktivitelere yöneltebilirler çocuklarını.

- İlköğretim çağındaki çocukların yüzde 15’inde ise öğrenme güçlüğü olduğunu söylediniz. Özel öğrenme güçlüğü nedir?
Özel öğrenme güçlüğü şudur: Bireyde her hangi bir fiziksel özür, zeka özrü, duyusal özür, kültür özrü bulunmamasına karşın yaşıtlarından daha düşük bir başarı söz konusudur. Özel öğrenme güçlüğünün de birkaç alanı var. Bunlar, yazılı anlatım bozukluğu, sözlü anlatım bozukluğu ve matematik bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Bazen çocuklarda bu bozukluklardan sadece biri görülebilir bazen üçü birden görülebilir. Burada da yapılan testler ve alınan envanterler sonucunda bizler hangi alanda sorun varsa o alana yönelik program çıkarıyoruz ve o çerçevede ilerliyoruz.
Bununla birlikte şunu söylemekte de yarar var. Özel öğrenme güçlüğü çeken çocuklar asla zeka problemine sahip olmuyorlar. Hatta normal ve normalin üstü zekaya sahip çocuklarda çıkabiliyor. Özel öğrenme güçlüğünün tek tedavisi eğitimdir. Bunu gidermeye yönelik bir ilaç yoktur.
Ayrıca ailelerin şunu bilmesi gerekiyor: Hem özel öğrenme güçlüğünün hem de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun net bir sebebi yoktur, tek bir sebebi yoktur; ancak bir sürü nedeni olabilir. Bunlardan ötürü her iki gruptaki çocukların özel eğitim programı içine dahil edilmesi, bu özel öğretimle birlikte çalışmalara devam etmeleri gerekiyor.

- Çocuklarında öğrenme güçlüğü olduğunu aileler nasıl fark edebilirler?
Bu rahatsızlığı ele veren çok basit şeyler var aslında. Öncelikle bu çocuklar sağlarını sollarını çok sık karıştırırlar. Anaokulunda ya da öncesinde evde yapılan okuma yazma çalışmalarında bu çocukların sayıları ters yazdıklarını görüyoruz. Çizdikleri saatlerde yönün ters gittiğini görürüz. İnsan vücudunun bütün parçalarını bildikleri halde yaptıkları çizimlerde mutlaka eksiklikler buluruz.
Telaffuzlarında hatalar görürüz. Örneğin ilköğretimde rastlanan bir durumu söyleyeyim: ‘Çok’ yerine ‘Koç’ yazarlar. Ayna gibi görür bir takım şeyleri, yazıları, kelimeleri… Sonra onu ‘koç’ diye de okur. Bu nedenle de okuduklarını anlayamazlar. Defter düzenleri çok kötüdür. Çok dağınıktırlar. Bir türlü organize olamazlar, eşyalarını kaybederler, unuturlar. Her hangi bir fiziksel bozukluğa sahip olmadıkları halde bakarsınız ki çok kötü bisiklet kullanıyorlar. Yine onlar da sakardırlar, sık sık düşerler yararlanırlar.
Özel öğrenme güçlüğünde çok sık tekrara ihtiyaç vardır. Ezber kabiliyetleri düşük olduğu için matematikte, mesela çarpım tablosunda zorlanırlar. Çok zor öğrenirler. Problemleri muhakeme etmede zorluk çekerler. İşlemleri doğru yaparlar; ancak neredeyse aynı işlemlere sahip bir problem verirsiniz çözemezler. Oradaki problemi anlama, muhakeme etmede bambaşka bir noktadır. O yüzden özel öğrenme güçlüğü çeken çocuklara birde muhakeme becerileri kazandırmak gerekir.

- Tabi, erken teşhis burada da çok önemli…
Şimdi ilköğretime kadarki sürede çocuklar her altı ayda bir basamak atlarlar. İlkokuldan sonra senede bir büyük basamak atlarlar. Okul öncesi eğitimin önemi de buradan geliyor. Bazen aileler beş yaşındaki çocuğun bilgisi ile dört yaşındaki çocuğun bilgisi arasındaki uçurumu bilmezler, önemsemezler; oysa korkunç bir farklılık vardır. Bu çok önemlidir. Çünkü iki altı ay vardır o bilgiye ulaşmak için. İşte erken teşhis burada devreye giriyor. Yani okul öncesinde eğer fark edilirse, tanı konulmasa dahi eğilimi var denilerek çalışmalara başlanırsa bu çocukların ilkokulda daha az zorlandığını görürüz.
Eğer erken müdahale edilmezse ilkokula başladıklarında duygusal ve sosyal problem yaşamaya başlıyorlar. Çünkü bu çocuklar yapamadıklarını gördüklerinde geri çekiliyorlar, geri çekildiklerinde de sınıfta zaman zaman alay konusu haline gelebiliyorlar. O zaman arkadaş ilişkileri bozuluyor, sosyallikleri bozuluyor. Bir bakıyorsunuz ki; ya sınıfta olumsuz ilgi çekmeye çalışan çocuklar haline geliyorlar ya da içe kapanık sınıfta sanki yokmuş gibi bir hale giriyorlar.

- Öğrenme güçlüğü çeken çocukların aynı zamanda çok üstün zekalı çocuklar olabileceğini söylediniz. Bu nasıl olabiliyor?
Zeka testlerinde iki bölüm vardır. Bunlar sözel ve performans bölümü olarak adlandırılır. Çocuk bu teste girer ve sonuçta bir zeka puanı ortaya çıkar. Çıkan puana göre normal ya da üstün zekalı grubuna girer. Fakat önemli olan o değildir. Önemli olan iç dağılımdır. Yani sözel ve performans alanları arasındaki uyumdur. O uyumsuzluklardan ötürü özel öğrenme güçlüğü ortaya çıkar.

- Aynı durum dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklarda da söz konusu demiştiniz…
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu her zeka seviyesinden çocukta rastlanabilir. Yani zeka özürlü çocukta da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülebiliyor. Üstün zekalıda da gözükebiliyor.

 



Türkiye’nin 92 dahi çocuğu Kültürlü Kadınlar
2023 Eğitim Vizyonu Metgem
Bizimde Şöhretlerimiz Var Oyuncak
AB Gençlik Programları ÖSS
Çevre Sağlık
Darwin Sınavlar
Down Sendromu TÖDER
Eğitim ve Çocuk Türkiye'de Öğretmenlik
Gençlik ve Markalar Onlar Nerede Okudu?
Öğrenme Güçlüğü ve Hiperaktivite Yaratıcı Çocuklar
İnternet Yüksek Öğretim
İnternet Bağımlılığı Zeka Nedir?
Sosyal ol, bursu kap
Yurtdışında okumak, hem de burslu okumak ister misiniz? Bu sorunun yanıtı ‘evet’ ise, lisans, yüksek lisans ya da doktora eğitimi için yabancı üniversite arayışına girmeye başlasanız iyi olur. Çünkü yurtdışındaki üniversiteler sundukları burs ve çalışma olanakları ile bu hayalinizi gerçekleştirmenizi sağlıyor.  Devamı >>
MBA
Uluslararası kadrosu ve öğrencisi olan bir programda eğitim görmeniz ne kadar önemlidir? Öğrenciler kaç yaşlarında olacaklardır? Tam zamanlı bir programda öğrenciler genelde 26-27 yaş civarında  Devamı >>

 

Cape Town'da Tatil ve Dil Eğitimi
Afrika’da eğitime ne dersiniz? Böyle söyleyince hiç cazip gelmiyor değil mi? Oysa, mesele dil öğrenmekse, anavatanında öğrenmek en iyisi. Ya da, o dilin aksansız konuşulduğu bir ülkede... Söz konusu olan İngilizce ise; İngiliz İngilizcesinin aksansız konuşulduğu yerlerin başında geliyor Güney Afrika. Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki bu ülke, bir yanıyla Afrika ülkesi, bir yanıyla değil. Ne demişler; “Capetown’ı gören Afrika’yı gördüm demesin”. Mimarisi, gökdelenleri, kültürü, demokrasisi, ekonomisi ile bilinen Afrika imajından çok farklı bir yerde duruyor Güney Afrika. Özellikle ırkçı rejimin yıkılmasının ardından Afrika’nın en ileri demokrasisi haline gelmiş ve kıtanın ekonomi devine dönüşmüş. Ticaret ve altın şehri Johannesburg, Afrika’nın en büyük limanı Durban ve başkent Pretoria ile bir Avrupa ülkesi görünümünde. 400 yıl önce Masa Dağı (Table Mountain) çevresinde kurulan Cape Town da Avrupai şehirlerin başında geliyor.Cape Town, önemli eğitim olanaklarını barındırmasının yanında, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri. Cape Town sokaklarında her renkten, her inançtan Devamı >>  

 

 

Hangi haber programını takip ediyorsun?







Tüm Anketler