İnternette doz aşımı ‘bağımlılık’ yapıyor
Ekol Psikolojik-Pedagojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi Pedagogu Ebru Erdoğan, bundan sonra her ay ‘sağlıklı yaşam’ köşemizde sorularımızı yanıtlayacak. Eylül sayımızda ‘öğrenme güçlüğü ve hiperaktiviteyi’ ele alan Erdoğan, bu ayki sayımızda internet ve bilgisayar bağımlılığını anlatıyor.
“ Çin hükümeti, 3 saatten fazla bilgisayar başında kalmayı yasaklamış ve online denetime başlamıştır. Yine Çin’de internet ve oyunlarının bağımlılığını tedavi etmeye yönelik bir merkez açılmıştır. 14- 24 arası gençler buralarda tedavi ediliyor.”
|
|
|
“ 300 bin Japon genci bilgisayar oyunları için odalarına kapanmış durumdalar. Bu kişilere Japonca da ‘hikikomori’ deniliyor. Hikikomori, hayattan elini eteğini çeken kişi anlamına gelmektedir.”
“ İnternet ve bilgisayar bağımlılığının da pek çok alt bağımlılık türü var. Oyun bağımlılığı, sanal sohbet bağımlılığı ve internet cafe bağımlılığı gibi…
Oyun bağımlılığı 11- 35 yaş arasındaki kişileri ciddi şekilde etkilemektedir.”
- Son yıllarda pek çok yeni ‘bağımlılık’ terimleri ile karşılaşıyoruz. En son hayatımıza giren kavram ise ‘internet bağımlılığı’. Nedir internet bağımlılığı?
Aslında internet bağımlılığı ile bilgisayar bağımlılığı iç içe geçmiş durumda bulunuyor. İnternet ve bilgisayar bağımlılığının da pek çok alt bağımlılık türü var. Oyun bağımlılığı, sanal sohbet bağımlılığı ve internet cafe bağımlılığı gibi…
Oyun bağımlılığı 11- 35 yaş arasındaki kişileri ciddi şekilde etkilemektedir. Hatta erkekler kadınlara göre 4 kat daha fazla ilgilenmekteler. Genel olarak çok oyunculu rol yapma oyunları denen oyunlarda amaç sanal bir evrende bir karakter oluşturarak yetenek ve güçlerinizi en üst seviyeye çıkarmaktır. Bu oyunların en ünlülerinden olan “World of the War Kraft’ın” dünya çapında kayıtlı 5 milyon oyuncusu bulunmaktadır.
Bu oyunların satış fiyatları fahiş olmasına rağmen ciddi bir alıcı kitlesi vardır. Aslında dozunda bırakıldığında kişi için bir eğlence kaynağı olup hayatın ciddiyetinden bir süreliğine kaçış olarak değerlendirilebilinir. Ancak aşırıya kaçanlar için bunun madde bağımlılığından hiçbir farkı yoktur.
İnternet bağlılığında ise, dünya genelinde interneti kullanan kişi sayısının 140 milyon kişi olduğu tahmin edilip her ay bu rakamın yüzde 12 arttığı düşünülmektedir. İnternet bir yandan teknolojik bir mucize olarak değerlendirilirken, aynı zamanda bireylerin kişisel becerilerini negatif etkilediği de söylenmektedir. Türkiye’ye ilk olarak üniversitelere gelmiş olan internet, daha sonra ev ve iş yerlerimize girmiştir. Kullanıcı kitlelerinin genişlemesi ise internet cafeler sayesinde olmuştur. İnternet cafeler saat üzerinden kiralama sistemi ile çalışan, ev veya iş yerlerinde internet erişimine sahip olamayan kişilere bu imkânı sunan mekânlardır.
İnternet cafeler mekânın kullanım amacına bağlı olarak farklılaşabilmektedir. Oyun oynayanlar, internet erişimi için kullananlar ve her ikisi için de kullananlar olarak ayrılabilinir. Bu mekâna devam edenlerin büyük bir kısmı gençlerden oluşmaktadır. Yasa gereği 15 yaşın altındakilerin içeriye alınmaması gerekirken, bu kurala çoğu zaman uyulmamaktadır. İnternet cafeler faydalı birçok amaç için kullanılabileceği gibi, kişilerin bu mekânlar vasıtasıyla sapma göstermeleri yani toplumsal açılan kabul görmüş değer ve yapılardan uzaklaşmalarına da neden olabilir.
Bu sapmalarda ilk akla gelen cinselliktir. İnternet cafeye devam edenlerin, buradaki aktivitelerine bakılacak olursa yüzde 12’sinin erotik sitelere girdiği dikkat çekmektedir. Yine yapılan araştırmalarda yüzde 15’nin seks içerikli chat odalarına ve porno sitelerini ziyaret ettiği tespit edilmiştir.
Sanıldığından çok daha fazla insan internet yolu ile bir seks bağımlısı haline gelmektedir. Bu siteler her türlü sapkınlığa sömürüye ve istismara açık, cinsel şiddet, taciz ve ensest ilişkileri, teşhircilik ve çocuk pornolarını sanki normalmiş gibi sergilemektedirler. Bir süre sonra neyin normal neyin normal olmadığını ayırt edemeyecek duruma gelmemek için denetlemelerin yapılması çok önemlidir.
Bilgisayarı bir de, sanal sohbet kurma amacı ile kullanan kişilerde bulunmaktadır. İnternet üzerinden kurulan bu sohbetlerde kişilerin çoğunun kimliklerini gizlediği gözlenir. Kurulan bu sanal dünyada kimlikler kaygan ve değişkendir. Chat sırasında ideal tip diye tanımladığımız karakterlere çok rastlarız. Araştırmalar kadınların yüzde 52’sinin, erkeklerin de yüzde 30’unun sanal ortamda bu tip karakter oluşturmaya meyilli olduklarını göstermiştir. Asıl kimliklerden uzaklaşarak kendimize bile yabancılaşmaya iten bu durum aslında çok içler acısıdır. Chat yaparak sorunlarından uzaklaştığını zenneden kişiler, aslında yeni sorunlarla da karşı karşıyadırlar.
Örneğin sorunlu evlilikler, eşleri daha çok soruna boğarken, gençlerde de okul başarısızlıklarına neden olmaktadırlar. Eğer ki gerçek hayattaki arkadaşlarınızın ve ailenizin yerine chat odasındaki arkadaşlıklara tercih etmeye başladıysanız, bağımlı olduğunuzun göstergesi sayılmaktadır.
- İnternet ya da bilgisayar bağımlılığının belirtileri nelerdir?
Bunları madde madde olarak sıralayabiliriz.
- İnternete bağlı değilken bile internet hakkında düşünceleri varsa,
- Gittikçe artan bir şeklide interneti kullanıyorsa,
- İnternet kullanımını kontrol edemiyorsa,
- İnternet kullanımını kesmek istediğinizde çocuğunuz sinirleniyor ve huzursuz oluyorsa,
- İnternette daha fazla zaman geçirmek için size ve arkadaşlarına yalanlar söylemeye başlamışsa,
- İnternet yüzünden derslerinde ciddi bir düşüklük söz konusu ise,
- İnterneti kullanmadığı zamanlarda sosyal ilişkilerinde bir geri çekilme söz konusu ise,
- Bu durum son 12 aydan daha kısa bir süre içinde gözlemleniyorsa,
Bir uzman desteğine ihtiyaç var demektir.
- Peki yetişkinlerin internet ve bilgisayar bağımlılığından çocuklarını korumak için neler yapması gerekiyor?
Öncelikle çocuğumuzda internet bağımlılığının belirtilerini araştıralım. Eğer çocuğunuz internet bağımlılığı belirtilerini gösteriyorsa profesyonel bir danışmana başvurmak çok önemli. Bunun yanı sıra çocuğunuza interneti asla yasaklamayın. Yasaklar hep ilgi çeker ve karşılıklı ilişkinizi zedeler. Bunun yerine süre koyarak denetimi sağlayın. Bilgisayarı çocuğunuzun odasına değil ortak kullanım alanına koymanız onu denetlemek açısından kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca çocuğunuzun yaşantısında sosyal etkinlikler ve arkadaş ilişkileri için zamanlar ayarlayın. Yaz okulları ya da çeşitli spor okulları artık çok iyi sosyal aktiviteler sunuyor. Bunlar değerlendirilebilir. Zaten bütün bunlar çocuğun bilgisayar başında geçireceği süreyi otomatikman kısaltacaktır. Bunların yanı sıra bilgisayarlarınıza filtreleme sistemleri ve izleme sistemleri koyun. Böylelikle uygun olmayan sitelere girişi engellemiş olursunuz. Çocuğunuzun oynadığı bilgisayar oyunlarının konularını içeren kitaplar bularak ilgisini tek kanalda tutmayıp, yönünü değiştirebilirsiniz
- Bağımlılık vücutta bir takım etkilere neden oluyor. Bu durum internet ve bilgisayar bağımlılığı için de geçerli mi?
Kesinlikle. İnsanlarda heyecan ve merak uyandıran konular, böbrek üstü bezlerinin aşırı çalışmasına yol açar. Bu da katekolamin adlı hormonun aşırı derecede salgılanmasına neden olur. Bu hormon doğal miktarda salgılandığında sorun yaratmazken, aşırıya kaçınca vücutta bağımlılık yaratır. İnternetin yanlış kullanımı da bu hormonun salgılanmasını sağlıyor. Bağımlılık yaratıyor. Bu bir süre sonra kişi aynı hazzı tekrar elde etmek için aynı eylemi gerçekleştiriyor.
- Dünyada internet bağımlılığı ve buna karşı mücadele ne durumda?
Bazı ülkeler, Çin gibi sorunu yasak getirerek çözmeyi deniyorlar. Çin
hükümeti, 3 saatten fazla bilgisayar başında kalmayı yasaklamış ve online denetime başlamıştır. Bence bu önemli bir adım…
Yine Çin’de internet ve oyunlarının bağımlılığını tedavi etmeye yönelik bir merkez açılmıştır. Yaş grubu olarak 14- 24 arası gençlerin daha yoğun tedavi aldıkları bilinmektedir. Buradaki tedavilerde kişilerin sosyalleşmesi sağlanırken, uyku düzenlemeleri, ilaç tedavileri ve fiziki hareketlerinin arttırılmasına yönelik hizmetler sunulmaktadır. Aynı tür merkezin Amerika’da da açıldığını bilmekteyiz. Japonya da internet bağımlılığından aşırı etkilenen ülkeler arasındadır. 300 bin Japon genci bilgisayar oyunları için odalarına kapanmış durumdalar. Hatta bundan daha da kötüsü var ki; o da 10 yıldır odasından hiç çıkmayarak zamanını bilgisayar başında geçiren bir grup genç bulunmaktadır. Bu kişilere Japonca da ‘hikikomori’ deniliyor. Hayattan elini eteğini çekme anlamına gelen ‘hikikomori’ gerçektende durumun çok ciddi bir boyutta olduğunu bizlere göstermektedir.
- Bildiğim kadarıyla siz eğitim kurumlarında internet bağımlılığına ilişkin olarak hem öğrencilere hem de ebeveynlere seminerler de veriyorsunuz. Böyle bir şey yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Bize danışan ailelerimiz, çocuklarının uzun süreler internet başında kaldıklarına ilişkin olarak şikâyetlerini bildiriyorlardı. Ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini soruyorlardı. Okullara yönelik çalışmamız ise bir özel okul müdürünün internet bağımlılığına ilişkin seminer istemesiyle başladı. Çünkü hem aileler hem de çocuklar bilgisayar ve internet bağımlılığını farkında değiller.
Ancak bunu yaparken şöyle enteresan bir gelişme oldu. Bir özel okul müdürü bizden cep telefonu bağımlılığına ilişkin olarak da bir seminer vermemizi istedi. Buna gerekçe olarak da yasak olduğu halde cep telefonu ile okula gelen çocuklara, ceza olarak bir gün süreyle cep telefonundan uzak kalmaları istendiğinde, çocukların davranışlarında gözlemlediklerini gösterdi. Çocukların yaşlarının büyük olmasına karşın tıpkı bir küçük çocuğun davranışına benzer tepkiler verip, ağladıklarını, sinir ve öfke krizi geçirdiklerini söyledi.
Çocuklardan bir geceliğine cep telefonu, bilgisayar ya da internetten uzak kalmak böylesine ciddi sonuçlara varabilecek noktaya gelmiş. Huzurluk, gerginlik, sinirlilik, bağırma, öfke krizleri… Bu durum bile sorunun ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor.
Eğitimciler olarak bizler sadece özel okullar değil, devlet okullarında da bu tarz seminerler verilmesinin gerekliliğine inanıyoruz.