Educaturk Sonbahar 2010

Kültürlü Kadınlar


Ful Akıngüç Över, Lale Akıngüç Sevgen ve Bahar Akıngüç Günver… Onlar da dedeleri ve babaları gibi eğimle uğraşıyorlar. Eğitimci bir ailenin üçüncü kuşağı olan Ful, Lale ve Bahar Akıngüç, insanı temel alan böylesine keyifli bir aile geleneğini sürdürmekten büyük mutluluk duyuyorlar.

Eğitimin potronu ‘Kültürlü’ kadınlar

Türkiye’nin en eski özel öğretim kurumu olan ve anaokulundan, üniversiteye kadar her kademede eğitim veren Kültür Eğitim Kurumları, üç kız kardeşe emanet. İlk ve orta öğrenimlerini Kültür Okulları’nda tamamlayan, yurtdışında ‘eğitim üzerine’ yaptıkları master ve doktora ile donanımlarını arttıran Ful, Lale ve Bahar Akıngüç ile keyifli ve hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Özel dershaneciliğin ilk kurucularından dede Halil Akıngüç’ün torunları, özel okulculuğun babası olarak kabul edilen Fahamettin Akıngüç’ün ise kızları Ful, Lale ve Bahar, çocuklarının da eğitimci olmasını istediklerini, ancak bu noktada baskı yapmayacaklarını söylüyorlar. Bu keyifli söyleşinin devamını onlardan dinleyelim isterseniz.

      

 

- Dedeniz Halil Akıngüç, özel dershaneciliğinin, babanız Fahamettin Akıngüç ise özel okulculuğun kurucularından biri olarak kabul ediliyor. Eğitimci bir ailede büyümek nasıl bir şey?
Ful Akıngüç Över: Eğitimci bir ailede büyümenin en büyük farkı günün her saatinde eğitimin öncelikli bir konu olması kadar, bu konuşmalardaki hümanist yaklaşımdır. Biz babamızdan üç temel değer öğrendik: Yaptığımız iş ne olursa olsun onu en kaliteli şekilde yapmak, sürekli değerlendirerek eksikleri iyileştirmek için çabalamak ve bilimsel yöntemlerden hiç bir zaman vazgeçmemek. Eğitimcilik emeğin en yoğun olduğu işlerden biridir. Eğitimde gerek hammadde gerek ürün gerekse de ürünü işleyen hep insandır. Emeğin işimizde en önemli öğe olduğu gerçeğini de aile ortamında küçük yaşlarda öğrendik. Hümanist yaklaşımı özümsemiş bir babanın çocukları olarak insanlarla ilgili temel varsayımlarımız hep olumlu oldu.

- Sizler de dedeniz ve babanız gibi eğitim alanında çalışıyorsunuz. Bu durumu aile geleneğinin devamı olarak değerlendirmek mümkün mü?
Bahar Akıngüç Günver: Evet. Benim için aile geleneğinin devamı. Ben Boğaziçi Üniversitesinde ekonomi okurken, tüm seçmeli derslerimi eğitim fakültesinden aldım. Daha sonra masterımı da eğitim yönetiminde Amerika’da yaptım. Los Angeles’da bir lisede ve ilköğretim okulunda 1.5 yıl yöneticilik stajı yaptım. Bugünkü aklım olsa yabancı okulda deneyim sürecini daha uzun tutardım.

Lale Akıngüç Sevgen: Ben, liseden sonra meslek seçimimi “eğitim” üzerine yaptım. “Öğretmenlik” mesleğini seçtim ve öğretmen olarak başladım çalışma hayatıma. Yani dedemin ve babamın başlattığı eğitim alanında olmayı bilinçli olarak seçtim. Geleneği devam ettirdim.

Ful Akıngüç Över: İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesinden mezun olduktan sonra, o yılların popüler olanlarından “bilişim” sektörüne yöneldim ve bu konuda eğitim almak üzere Londra’ya gittim. O günlerde babama “Ben çok uluslu bir şirkette kendimi yetiştirip, deneyimlerim ile Kültür Koleji’ne gelmek istiyorum” demiştim. Gerçekten de böyle oldu. 5-6 yıllık bir deneyimden sonra tüm çalışmalarım Kültür Okullarında gerçekleşti.

3. Üçünüz de öğreniminizi Kültür Koleji’nde tamamlamışsınız. Eğitim gördüğünüz bir okulda daha sonra yönetici olarak görev almak nasıl bir duygu?
Ful: Ben, ortaöğrenimimi Kültür Koleji’nde tamamladım. Düşünün ki yöneticisi olduğunuz kurumda 7 yaşından 17 yaşına dek yaşamışsınız, orada büyümüşsünüz. Kimliğiniz, kişiliğiniz orada gelişmiş, oradaki eğitimcilerle yoğrulmuşsunuz, yıllarca… Yöneticisi bulunduğunuz kurumu çok iyi tanıyarak başlıyorsunuz bir kere işe, bu büyük bir avantaj…

Bahar: Sadece ilköğretimimi Kültür’de yaptım. Ortaöğretimimi Robert Kolejde bitirdim. Ancak yöneticilik yaparken empati kurmak, öğrencilerin ilgi ve isteklerinin farkında olmak çok önemli. Bu bağlamda faydası olmuştur diye düşünüyorum. Duygusal bağlamda da kişinin coşkusunu arttıran bir olay.

Lale: İş hayatıma 27 yıl evvel kendi okullarımızda İngilizce Öğretmeni olarak başladım. Bir süre okul müdürü yardımcılığı yaptıktan sonra üst yönetimde görev aldım. Şu an Kültür Okullarının genel müdürüyüm. Genel müdürlüğe okul kısmından yükselmiş olmam, kurumun her sürecini ayrıntılı olarak tanımama yardımcı olmuştur. Dolayısıyla bir öğretmenin ve okulda çalışan diğer kişilerin sorunlarını çok iyi biliyorum.

- Sizlerin eğitim gördüğünüz yıllardan bugüne Kültür Okulları’nda neler değişti?
Ful: O yıllardan bugüne gerek toplumsal, gerek teknolojik, gerek de ekonomik olarak büyük değişimler olmuştur. Konjonktür değişmiş, anne babaların eğitim kurumlarından beklentileri kadar, eğitim yönetiminde yeni trendler ortaya çıkmıştır. Kültür Okulları’nda değişim ‘yönetsel, akademik ve insan kaynakları’ ana başlıklarında gerçekleşmiştir.

- Çocuklarınızın da eğitimci olmasını ister misiniz?
Bahar: İsterim, ancak kızlarımın ilgi ve arzuları farklı bir yönde gelişirse, ısrarcı olmam.

Lale: Benim oğlum şu an 20 yaşında ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nde iç mimarlık okuyor. Mezun olduktan sonra kendi seçimini kendisi yapacak, burada çalışması konusunda bir baskı yapmayacağım.

Ful: İki oğlum var. İkisinin de yaşamları boyunca kendilerini mutlu edecek meslekleri seçmelerini ve işlerini severek yapmalarını isterim.

- Kültür Üniversitesi’nde, iki yıl da bir “aile işletmeleri” adı altında kongre düzenleniyor. Kültür Üniversitesi adı ile bütünleşen bu kongreyi düzenlemenizde, aile şirketi olmanızın etkisi var mıdır?
Bahar: Evet, İKÜ her iki yılda bir bu kongreyi düzenliyor. Bu kongrenin aile işletmelerine destek olması kadar önemli bir başka hedefi de, aile işletmeleri ile ilgili bilimsel yayınları ve Türkiye’deki araştırmaları bir araya getirmek. Bu bağlamda bu yıl 18-19 Nisan’da üçüncüsünü yapacağımız kongrede 100’e yakın bildiri sunulacak. Aile işletmeleri konusu benim, İstanbul Üniversitesi’nde doktora tez konum idi. 1997-2000 yılları arasında hem aile işletmesinin üçüncü kuşak üyesi hem de bu konuda tez yazan bir öğrenci olarak çok zorluk çektim. Bir dönem ABD’de UCLA’da “Aile İşletmeleri ve Girişimcilik” biriminin başkanı Prof. Dr. Alan Carsrud ile yoğun çalışmalarımız oldu. Alan Carsrud, her iki kongrede de konuşmacı olarak katıldı ve dünyada aile işletmelerindeki yeni trendleri bizlerle paylaştı. Doğrudur. Bu kongreyi düzenleyerek bilimsel bilgilere daha rahat ulaşılması için aile işletmelerine, iş dünyası ile buluşmaları için de akademisyenlere bir fırsat sunuyoruz.

- Son yıllarda aile şirketleri, yönetimlerini yavaş yavaş profesyonellerin eline bırakıyor. Bu durum sizde nasıl işliyor?
Ful: Aile işletmelerinin sürekliliğinin anahtarı aile üyeleri ile profesyonellerin uyum içinde çalışmasıdır. Türkiye’de ailenin yapısı, birikimi, kuşaklararası farklılıkları yönetme biçimi, yönetim anlayışı bu konuda bize farklı örnekler sunuyor. Bizim uzun yıllar süren araştırmalarımız ve aldığımız bilimsel destek sonucunda hazırladığımız bir aile anayasamız var. Bu anayasa, belirli konularda temel ilkeler koyuyor ve aile işletmemizin geleceğimizi garanti altına alıyor.

- Akıngüç Ailesi’nde, yönetimsel kararlar nasıl alınıyor?
Lale: Yönetimde iki üst kurulumuz var. Bu kurullarda aile üyelerinin dışında profesyonel yönetici ve danışmanlarımızla tartışarak karar alıyoruz. Çok önem verdiğimiz bir başka yapı da OGET, yani Okul Geliştirme Takımı! OGET’in amacı; Kültür Okulları’nın 5 yıllık stratejik hedeflerini hazırlamak ve her bir okulun performans planı ışığında kalite temelli bir yaklaşımla, gelişmede ve dönüşümde süreklilik sağlayacak projeler üretmek, sonuçlandırmak ve bunları üst yönetime sunmaktır.

- Türkiye’nin en sıkıntılı alanlarından biri eğitim. Üç kuşak eğitimci bir ailenin temsilcileri olarak, sizce Türkiye eğitim alanındaki sıkıntılarını nasıl aşabilir?
Ful: Türkiye’de eğitimin önemli problemlerinden biri öğretmen yetiştirme sistemi ile ilgili. Bana göre, üzerinde en fazla durulması gereken konulardan biri bu. Bir başka sorun da, ilköğretimden ortaöğretime, ortaöğretimden yükseköğretime geçişteki sınav odaklı sistemdir. Okul Öncesi eğitimdeki boşluğun da hızla kapatılması gerekiyor ki bu konuda MEB’in çalışmaları mevcut.

Önemli bir sıkıntı da; özel okulların, sistem içindeki oranının çok düşük olmasıdır. Bu oran hâlâ yüzde iki civarındadır. Bugün birçok ülkede bu oran yüzde 20 civarındadır. Bana göre, Türkiye’de de özel okulculuğun yüzde 20’lere çıkması gerekiyor. Bunun olabilmesi için de devletin özel okulları desteklemesi, bu anlamda projeler üretmesi ve bir politikası olması gerekmektedir.

- Şuanda anaokulundan üniversiteye kadar her kademede eğitim veriyorsunuz. Bundan sonraki plan ve projeleriniz nelerdir?
Ful: Bundan sonraki projelerimiz 2007-2011 İstanbul Kültür Eğitim Kurumları (İKEK) Stratejik Plan çalışmalarımızda yer almaktadır. Stratejik planlama çalışmaları ile ilgili üç ana başlıktan söz edebiliriz:

1-Farklılaşma odaklarımız: 48 yıl eğitimde hizmet vererek kazandığımız deneyim ve birikimlerimizi odaklandırma çalışması.
2-Yeni yatırımlarımız: Eğitim ve eğitime destek hizmetlerde yeni yatırımlar için fizibilite çalışmalarımız sürüyor.
3-Eğitimcinin Eğitimi: Eğitimin kalitesi için, temel öğenin öğretmen eğitimi olduğuna inanmış, ancak bu konuda kurum içi çalışmaların ötesinde toplum için bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında bir çalışmanın planlaması devam ediyor.

Biz İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak Okul Öncesi Eğitime büyük önem veriyoruz. Özel Kültür Koleji ve Özel Kültür2000 Koleji olarak 5 anaokulumuz var, önümüzdeki 5 yılda bunu 10’a çıkarmayı hedefliyoruz.

Ful Akıngüç Över:
1958 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kültür Koleji'nde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Londra'ya giderek, Control Data Institute'de bilgisayar ve programlama konusunda yüksek lisans eğitimi gördü. 1998 yılında öğretime açılan Kültür 2000 İlköğretim ve Anaokulu'nun kuruluş çalışmalarını yürüttü. Ful Akıngüç Över, Kültür Okulları ve Kültür Eğitim Vakfı yönetim kurulu üyesidir.

Lale Akıngüç Sevgen:
1960 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kültür Koleji'nde tamamladı. Daha sonra Marmara Üniversitesi İngilizce Bölümü'nü bitirdi. İngiltere'ye giderek, Bournemouth ve Forest Hill'de İngilizce dil öğretimi konusundaki çalışmalarını sürdürdü. Kültür Okulları Genel Müdür olan Lale Akıngüç Sevgen, aynı zamanda Kültür Eğitim Vakfı yönetim kurulu üyesidir.

Dr. Bahar Akıngüç Günver:
1963 yılında İstanbul'da doğdu. İlk öğrenimini Kültür Koleji'nde, orta öğrenimini Robert College'de tamamladı. Yükseköğrenimini Boğaziçi Üniversitesi'nde yaptı. Daha sonra California State University'de “eğitim yönetimi” konusunda yüksek lisans öğretimi gördü. Bu üniversitede matematik branşı asistanlığı yaptı. Harvard Üniversitesi Okul Liderliği sertifika programına katıldı. Bahar Akıngüç Günver, Kültür Okulları yönetim kurulu üyesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi mütevelli heyeti başkan yardımcısıdır.

 



Türkiye’nin 92 dahi çocuğu Kültürlü Kadınlar
2023 Eğitim Vizyonu Metgem
Bizimde Şöhretlerimiz Var Oyuncak
AB Gençlik Programları ÖSS
Çevre Sağlık
Darwin Sınavlar
Down Sendromu TÖDER
Eğitim ve Çocuk Türkiye'de Öğretmenlik
Gençlik ve Markalar Onlar Nerede Okudu?
Öğrenme Güçlüğü ve Hiperaktivite Yaratıcı Çocuklar
İnternet Yüksek Öğretim
İnternet Bağımlılığı Zeka Nedir?
Sosyal ol, bursu kap
Yurtdışında okumak, hem de burslu okumak ister misiniz? Bu sorunun yanıtı ‘evet’ ise, lisans, yüksek lisans ya da doktora eğitimi için yabancı üniversite arayışına girmeye başlasanız iyi olur. Çünkü yurtdışındaki üniversiteler sundukları burs ve çalışma olanakları ile bu hayalinizi gerçekleştirmenizi sağlıyor.  Devamı >>
MBA
Uluslararası kadrosu ve öğrencisi olan bir programda eğitim görmeniz ne kadar önemlidir? Öğrenciler kaç yaşlarında olacaklardır? Tam zamanlı bir programda öğrenciler genelde 26-27 yaş civarında  Devamı >>

 

Cape Town'da Tatil ve Dil Eğitimi
Afrika’da eğitime ne dersiniz? Böyle söyleyince hiç cazip gelmiyor değil mi? Oysa, mesele dil öğrenmekse, anavatanında öğrenmek en iyisi. Ya da, o dilin aksansız konuşulduğu bir ülkede... Söz konusu olan İngilizce ise; İngiliz İngilizcesinin aksansız konuşulduğu yerlerin başında geliyor Güney Afrika. Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki bu ülke, bir yanıyla Afrika ülkesi, bir yanıyla değil. Ne demişler; “Capetown’ı gören Afrika’yı gördüm demesin”. Mimarisi, gökdelenleri, kültürü, demokrasisi, ekonomisi ile bilinen Afrika imajından çok farklı bir yerde duruyor Güney Afrika. Özellikle ırkçı rejimin yıkılmasının ardından Afrika’nın en ileri demokrasisi haline gelmiş ve kıtanın ekonomi devine dönüşmüş. Ticaret ve altın şehri Johannesburg, Afrika’nın en büyük limanı Durban ve başkent Pretoria ile bir Avrupa ülkesi görünümünde. 400 yıl önce Masa Dağı (Table Mountain) çevresinde kurulan Cape Town da Avrupai şehirlerin başında geliyor.Cape Town, önemli eğitim olanaklarını barındırmasının yanında, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri. Cape Town sokaklarında her renkten, her inançtan Devamı >>  

 

 

İnternette en çok hangi siteleri gezersin?




Tüm Anketler